Me_00

Love and hate, right and wrong, men and women, east and west, science and social, black and white, build and destroy… What is the absolute balance in the world where we are pushed to polarize according to our elections and the obligation to be a constant party? Is there?

Where should the search for the exit route begin when human, the ruler of the planet, starts to disappear in the battle with self? Is it the nature that everyday more and more we destroy its balance? Is it the other creatures that we cause their extinction first and then strives for their breeding again? Is it in oneself? Or is it outside of this planet? When I was studying in fine arts, I always defended the view that the machine, which was placed between human and matter, destroyed the beauty. I always believed that the hand of human can give life to substance. I think decisions I made in my life with the influence of being the artist daughter of a craftsman father led me to this point. I’ve had a very happy childhood. My garden, our cherry trees, roses … nature, full of colorful flowers, which my mother planted with her own hands, always gave me inspiration and strength. Stray dogs were always my best friends. That’s the little shanty neighborhood, where I was born, was destroyed and lost in history. But I’m still there to keep the child inside me alive. I guess that’s why I work so colorful. Existence and art are integral parts. In order to be purified, it is necessary to leave everything to one side and confront yourself. In my artworks, the portraits stand for the attitudes, the faces reflect the lives, the eyes tell the dreams, the other entities and the objects represent the relationship with the past and the future, the keys that open the path of absolute equilibrium. Art is not just an aesthetic application, it is an opportunity to raise new questions and find answers.

Beğeni ve nefret, doğru ve yanlış, kadın ve erkek, doğu ve batı, fen ve sosyal, siyah ve beyaz, yap ve boz… Sürekli taraf olma mecburiyetinin dayatıldığı ve seçimlerimize göre kutuplaşmaya itildiğimiz Dünya’da mutlak denge nedir? Var mıdır?

Gezegenin hakimi rolüne soyunmuş insan kendiyle olan savaşında kaybolmaya başladığında çıkış yolunu nerede aramalıdır? Her geçen gün dengesini daha da bozduğu doğa da mı? Önce türünü yok edip sonra tekrar üremeleri için çabaladığı diğer canlılar da mı? Kendinde mi? Yoksa bu gezegenin dışında mı?

Güzel sanatlarda eğitim alırken, insanla madde arasına giren makinenin güzelliği yok ettiği görüşünü savundum hep. Sadece insan elinin maddeye can verebileceğini düşünüyorum. Sanırım Zanaatkar bir babanın sanatçı kızı olmanın etkisiyle hayatta aldığım kararlar beni bu noktaya sürükledi.

Çok mutlu bir çocukluk dönemi yaşadım. Annemin kendi elleriyle diktiği rengarenk çiçeklerle dolu bahçemiz, kiraz ağaçlarımız, güllerimiz…doğa bana her zaman ilham ve güç verdi. Kapımızın her daim açık olduğu sokak köpekleri en iyi arkadaşlarımdı. Orası, küçük gecekondu mahallesi, doğduğum ev, yıkıldı, yok oldu. Ben ise içimdeki çocuğu yaşatmak için hala o evdeyim. Sanırım bu kadar renkli çalışmamın sebebi de buydu.

Varlık ve sanat ayrılmaz bir bütündür. Arınmak için önce her şeyi bir tarafa bırakmak ve kendinle yüzleşmek gerekir, portre bir yüzleşmedir. Benim sanat anlayışımda renkler taraftır. Çok renklilik ise tarafların hepsinin bir arada bulunması halinde ortaya çıkacak güzelliğe, dikkat çekiciliğine, estetiğe, uyuma, mutluluğa yani mutlak dengeye bir ispattır.

Sanat sadece estetik bir uygulama değildir, yeni sorular ortaya atmak ve cevaplar bulmak için bir fırsattır.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *