picasso-baby-jay-and-marina

Başlığımdaki söz ünlü rapper Jay Z’den başkasına ait değil. Geçtiğimiz günlerde New York’da bir galeride 6 saatlik bir performans sergileyen rapperın çalışmasının adı PICASSO BABY. Yeni albumu “MAGNA CARTA HOLY GRAIL” için yapılan, bu akıllıca hazırlanılmış reklam oldukça başarılı.

Jay Z, kalabalık bir grubun ortasında şarkı söylüyor ve galeri bir anda konser alanına dönüşüyor. Daha sonra ise katılımcılar teker teker Jay Z nin karşına geçip, tıpkı sokaklardaki rapperların birbirlerine freestyle diss atması gibi performansa dahil oluyorlar. Hip hop kültürünün doğduğu andan beri yapılan, bu en bilindik performans galeride tekrarlanıyor. Fakat bu sefer katılımcılar sokaklardan kopup gelen siyahiler değil, sanat dünyasının elit isimleri. Performansda kimler yok ki; Marina Abramovic, George Condo, Alan Cumming, Adam Driver, Marcel Dzama, Fab Five Freddy, Sandra Gering, Rashid Johnson, Jemima Kirke, Marlyn Minter, Wangechi Mutu, Diana Widmaier Picasso, Bill Powers, Andres Serrano, Lorna Simpson, Mickalene Thomas, Wale, Ouattara Watts, Lawrence Weiner, Kehinde Wiley, Fred Wilson, ve daha bir çok öğrenci, yönetmen, oyuncu ve dansçılar.

Jay Z, çalışmasını bir çeşit konser olarak dile getiriyor. Fakat bu sefer mekan farklı. “Tüm sanatçılar, dalı ne olursa olsun, kuzen gibidir. Aynı şeylerden besleniriz. Sahne konserine insanlar geldiklerinde, beraberlerinde bir enerji de sürüklerler ve o enerji performans boyunca karşılıklı paylaşılır. Bu galeride de durum aynı. Hiçbir zaman konsere çıkmadan önce ne yapmam gerektiğini düşünmem, oraya çıkarım ve ne olması gerekiyorsa o olur.” Diyor ve performans başlıyor.

Picasso Baby’de sanat tarihine sıkı bir gönderme var. Warhol’dan Basquiat’a,Rothko’dan Da Vinci’ye, Koons’a, Bacon’a kadar herkesi dile getiriyor. Adeta koleksiyonunu ifşa ediyor. Jay Z’nin duvarında Basquiat eseri asılı olduğunu böylelikle öğrenmiş oluyoruz.

Jay Z’nin performansı entelektüel New York çevresince, performans sanatının sonu olarak dile getirildi.  Kimileri bu performansı güncel-pop sanat yakınlaşması olarak değerlendirirken, kimisi de performansa katılan sanatçıları özellikle de Marina Abramoviç’i eleştiri yağmuruna tuttu. Bu sanatçıların, Jay Z’nin sözde performansına alet oldukları iddiası ortaya atıldı. Marina Abramoviç’in, insan bedeninin dayanıklılığı gibi konuları ele almış başarılı bir sanatçı olarak, Jay Z’nin karşısına geçip performansa katılmış olması, garip bir durum. Jay Z’nin “Ben yeni Basquiat’ım, modern çağın Picasso’suyum.”sözlerinin etrafında, sanat camiasının önde gelen isimlerinin alkış tutması ve desteklemesi çok garip.

Artık hip hop yıldızları, sokaklardan gelen ghetto tozu yutmuş, yasal olmayan işler yapmış, Tupac ruhu taşıyan adam olmak istemiyorlar. Şöhret ve ün, beraberinde çevrelerine elit insanları getiriyor. Kılık kıyafet, mücevherler, lüks arabalar ve güzel kadınlar yerine topladıkları sanat eserleriyle gösteriş yapıyorlar artık. Bunu yapabilecek hip hop şarkıcılarının en başında da Jay Z geliyor. Zaten “Watch The Throne” albumunde bunun sinyallerini vermeye başlamıştı. Brooklyn kültüründe büyüyüp sanatı ve Basquiat’ı sevmemesi beklenemezdi Jay Z’nin. Çoğu hip hop sanatçısının Basquiat’a karşı sempatisi var haliyle. Fakat sanatçıların ve müzisyenlerin kariyerleri arasındaki paralellikler söz konusu olduğunda, Jay Z’nin yeni Basquiat olması mümkün değil. 27 yaşında aşırı dozda eroin yüzünden hayatını kaybeden Basquiat’ın mütevazi yaşam tarzı Jay Z ile oldukça çelişkili. Brookyln kökenli Jay Z, başarılı bir iş adamı , Brooklyn Nets’in sahibi ve Roc-A-Fella Records’un CEO’su. Sistemin en çok kazanan şarkıcısı. Akıllıca yazılmış sözleri, inanılmaz altyapılarıyla zenginleştirdiği şarkıları ile ödüllere doymayan başarılı bir rapper. Fakat iyi bir dinleyici olarak hiçbir zaman Brooklyn kökenli hip hop şarkıcılarını samimi bulmamışımdır. Benim için hip hop Compton L.A’dir ve öyle kalacaktır. Basquiat’ı hip hop olarak değerlendirseydim kesinlikle Compton olurdu. Bu yüzden Jay Z ile bağdaştıramıyorum.

Jay Z’nin performansının güncel sanatı daha da samimiyetsizliğe sürüklediği görüşündeyim. Sanatın ticari boyutu çok göze battığında bu samimiyetsizliği hissediyorum ve genç bir sanatçı olarak bu kadar basit olmaması gerektiğini düşünüyorum. Galerilerin album tanıtım yerleri olmadığı kalmıştı, o da oldu dedirtiyor insana.  Sonuçta reklamın iyisi ya da kötü olmaz. Jay Z’nin yeni Jean Michel’mi, modern Picasso’mu olduğuna siz karar verin. Buyurun performansı, iyi seyirler.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *